Kayıtlar

4 AĞUSTOS

Bugün hayatımda ilk defa anksiyete krizi yaşadım. Kendimi sakinleştirmeye çalışmak korkunç zordu. Kalp krizi geçiriyormuşum gibi düşünmek ve nabzımı kontrol altına alamamak ardından gelen ya bayılırsam korkusu… korku sardı içimi ve hiçbir şeyi kontrol edemedim.  Sadece yemek yedim ve midem inanılmaz şişti. Onun baskısı beni nefres darlığına yitti ordan da atak krizlerine. Doktordan duyunca inanmak istemedim. Ne yani bende anksiyete mi var?  Hayatımda olumsuz olarak gözüken ama yepyeni bir başlangıcın eşiğindeyim. Bununla ilgili çok fazla düşünüyorum ve beni strese soktuğunun da farkındaydım. Bu yüzden olumlu yönlere bakmaya çalıştım ama görüyorum ki yeterli olmamış. Sanki kalbime odaklansam hemen ritmi değişiyor, düşünecelerime odaklansam kötü senaryolarla karşılaşıyorum buna engel olamıyorum. Hatta engel olabilmek için saçma saçma şeyler yaptım. Birden ona kadar saydım durdum, şarkı söyledim, ben iyiyim bir şeyim yok dedim. Kendime inandırmaya çalıştım. Dikkatimi kalbimden çe...

HİÇBİR ŞEY KAYBEDİLMEDEN KAZANILMAZ, CENNET BİLE ÖLÜM İSTER

Zirve neresi ? Nerde durulur bir insan ? Neresi benim evim ? Nerde varım ?  Yazmak en iyi ilaçtı benim için ama yıllardır yazamıyorum. Denediklerimde ise eskisi gibi kendimi rahatlamış hissetmiyordum. Şimdi soruyorum kendime, kendiliğinden dökülen bu cümleler kimin ? Hangi benliğimle yazıyorum ?  Hayallerimle yaşıyordum hayatın koşturmacasına kapılmadan önce. 22 yaşımda hayal ettiğim yerde olurum sandım. Yanıldığımı kabul edemedim, ilerleyen yaşlara şans verdim. 23 oldu denedim olmadı dedim. 24 olunca şansım var hala sandım. 25 oldum başardıklarıma odaklanmadığımı anlayınca kendime kızdım.  26 geliyor hala eksik hala yarımım. Hayallerim kırmızı bir balon gibi. Hep gökyüzünde ulaşamıyorum iplere.  İnsan nerde durulur, zirvesi neresi bilemiyorum ama ben durulacak gibi değilim…

YENİDEN

 Uzun zamandır buralara bir şeyler yazmayı ihmal ediyorum. Çünkü bu aralar hayatımda önemli değişikliklere yer vermeye çalışıyorum. Her ne kadar bu durumu mantıklı ve hayatın gerçeklerinden biri olarak görsem de psikolojim ciddi anlamda zorlandı. Üstesinden gelmeye çalıştıkça ayağımı kaydırmaya çalışan 36 veya 37 yaşlarında ki insanlarla uğraşmak zorunda kaldım. İnanılır gibi değildi.  Bir şeyler yazmak bana her zaman çok iyi geldi. Kendimi anlayabilmem için buna ihtiyacımın olduğunu hep hissettim. Bu yüzden de yaşadıklarımı yine buraya yazıp kendimi "yeniden" sağlıklı hissetmek ve mücadeleye hazır olmak istiyorum. Biliyorum ki mücadelem bu zamanlarla sınırlı kalmayacak. İhtiyacım olan ise yeni bir sistem.  Bu sistemin içinde ikiyüzlü, aşağılık kompleksi kişilere karşı savunma yöntemi bulmam gerek. Bu "insan gibi" görünenler gerçek anlamda tam bir felaketler.  Dedikodudan ve tamamen etik dışı değerleri önemseyen insanlara yalakalık etmekten besleniyorlar. Evet aslın...

SAMİMİYET VE DENGESİZLİK-KISA BİR İÇ DÖKME

 Kendi doğrularımız ve kendimize özgü özelliklerimiz var değil mi? Buna itiraz eden olmaz sanıyorum ki. Bu değerlerimizi nasıl, ne şekilde ve hangi koşullarda denge içerisinde hissediyor, yaşatıyoruz.  Dengesizlikler her yerde! Kendi duygularının hakimi olamayan anacak kölesi olan ve bunun dahi farkında olamayan kişi veya gruplar her yerde! Hep denir ya birbirimizi sevmek zorunda değiliz fakat saygı göstermek zorundayız diye. Sevmemek ve saygılı olmaya çalışmanın arasındaki dengesizlikten niye kimse bahsetmiyor? Saygı, kişinin karakteristlik özelliklerini nasıl davranışlarına yansıttığıyla birlikte ortaya çıkan davranış ve duygu biçimidir. Bunun gerçekleşebilmesi için "zaman" önemlidir. Karşı tarafın eylemleri size etik ve ahlaklı gelebilir, pekala sadece güzelde hissedebilirsiniz. Ama zaman içerisinde o kişinin davranışları dengesizlik içerisinde olursa, önceden hissettiğiniz bütün değerlerden arınırsınız. Bu yüzdendir ki saygıyı kazanmak ve dengede tutmak erdemlik ister. Se...

HERKES KONUŞUR-HAYATA DAİR DENEMELER

Bir şeyler yaşadığımızda sadece kendimiz yaşayamıyoruz, bazen. Bu ne demek hemen açıklayım!  Mutlu olaylarda çevremizdeki iyi veya kötü niyetli kimler varsa elbette mutluluğa ortak olurken konuşacaklardır. Yine niyetin aslında ilk sırada önemli olmadığı, sadece boş sözlerin etrafta fazla dolanmasıyla ortaya çıkan kargaşa ve kişiler arasında dengeyi sağlayamamak olsa gerek. Konuşanların merakları da hiç bitmeyen akıntı gibi değilse nedir? Burada "mutlu" olunmanın önemi azalıyor ve "nasıl, ne zaman, neden" gibi sorular açığa çıkıyor. Sorulara her zaman olduğu gibi asıl kişiden değil, yine çevresinde gördüğü insanlardan cevap aramaya çalışılıyor. Ne yazık ki cevaplar her zaman yoruma açık ve değişken oluyor. Şimdi soruyorum size, sadece mutluluğa destek vermek imkansız mı ? "aslında şöyle yapması biraz abartı ama yine de mutlu tabii elinden geleni yapıyor, bende yaşadım insan mutlu olduğunda gözü bir şey görmüyor ama temkinli olmak lazım, biraz erken ama iyi durum...

GERÇEK OLANLAR-HAYATA DAİR DENEMELER

 Farkında olmadan çabalayabilir miyiz? Emek verdiğimizin farkında olmadan güzelliklere ulaşabilir miyiz?  Hayatın öğretilerini anlamaya, analiz etmeye uğraşıyoruz. Ders çıkartıyor, yolumuzu yeniden seçiyoruz. Her zaman seçimler yapıyor, sonuçlarını yaşıyoruz. Siz hiç bilmeden yolunuzu seçtiğiniz oldu mu? Şart değil "o kişi" yi bulmanız, ama bulduğunuzda geçmişinizde yaşadıklarınız artık sadece size tanıdık gelmiyor. Farklı zamanlarda belki de farklı şeyler yaparak anı yaşamış, sonunda ise aynı dersi almışsınızdır. Sanki hayat bilerek sizi oyuna getirmiş gibi hissedeceksiniz. Belki de hayatınızda gerçek olduğundan emin olduğunuz tek duygu bu olacak.  Tanımaya çalışıyor gibi değil, bilmek istiyor gibi hissedeceksiniz. Göz göze gelmenin anlamı, birlikte içtiğiniz kahvenin hatırası, "ilklerin" anlamsızlığı içinde sarılmanın huzuru başlayacak. Siz anlatmak isteyeceksiniz mantıksız bulduğunuz ne varsa. Bazen isyan edeceksiniz bu sisteme, yapılanlara, yapılmayanlara, gerçe...

ÖZ ŞEFKAT- HAYATA DAİR DENEMELER

  Sevdiklerimize "Her şey yoluna girecek, zamanla şimdiki gibi hissetmeyeceksin, üzülme.." gibi telkinlerde bulunuyoruz. Değer verdiğimiz kişilerin üzülmesini istemiyoruz ve elimizden geldiğince o kişinin yanında olmaya çalışıyoruz. Bunu kendimiz için yapabiliyor muyuz? Ben kendimi bu konuda kesinlikle öğrenci olarak görüyorum. Omzuma dokunup, kendime şefkat gösteremediğimde eksiliğini her daim yaşıyorum. En çarpıcı olan kısım ise, istediğim bir şeyi, kişiyi veya bir duyguyu sahip olmaya çalıştığımı fark ettiğim anda mutsuz oluyorum ve "kendime bir şeyler söylemem gerek" diyorum ama ne olduğunu bilmiyorum. Zamanla bu duyguyu sık sık hissetmeye başladığımda buna bir çözüm bulmam gerektiğini kesinlikle ikna oldum. Sadece yapmam gereken şey; kendime dürüst ve şefkatle yaklaşmakmış, sonradan anladım. Yargılayıcı olduğumda, kendi çizdiğim sınırların dışına çıkmak bana cehennem gibi geliyordu. "Bunu nasıl yaptım, neden böyle dedim, ben böyle biri değilim ki..." ...